13 08 2007

DOĞANIN MUCİZELERİNDEN LOTUS ÇİÇEĞİ...

 

Lotus çiçekleri çamur içinde büyümelerine rağmen saf ve kirlenmeden açar. Onlar “gerçek nazik çiçekler” olarak ifade edilir. Çin`de Lotus çiçekleri hakkındaki şiirlerin başlangıcı üç-dört bin yıl öncesine dayanmaktadır. Efsaneye göre Son Mutluluk Cenneti [Buda Amitaba`nın cenneti olarak adı geçen göksel cennet] sözcüklerle ifade edilemeyecek muhteşemlikte lotus çiçeklerine sahiptir.

 

Lotusun yaprakları da çiçeğin güzelliğini tamamlar. "Lotus yaprağının ortasında titrek bir çiğ damlası gibi sabah güneşi parıldar." Çünkü yaprağın yüzeyi kör diken benzeri çıkıntılarla kaplıdır. Düşen yağmur damlaları hemen edebiyatın yüzyıllardır takdir ettiği bir görünüme, kristal benzeri damlacıklara dönüşür. Yeterli su ve besinle, yuvarlak, düz lotus yaprakları 3 metre çapına ulaşabilir. Çiçekleri yüksekte dimdik dururken, lotus yaprakları göledi doldurur. Bir ressam için böyle bir çiçeği çizmemek büyük bir hata olacaktır.

 

Lotus ve Budizm

Bir Budist tapınağa girdiğinizde sizi, "lotus pozisyonunda" oturmuş gülümseyen bodisatvalar karşılar. Bir köşede, acıları dindiren, hastalıkları iyileştiren, Budist Merhamet tanrıçası Guanyin, elinde bir lotus çiçeğiyle resmedilmiştir. Sürekli karşımıza çıkan lotus sembolü Budistler için lotusun ne kadar özel olduğunu anlatır.

Lotus her şeyden önce, onu diğer bitkilerden ayıran ve Budist bir simge haline getiren, ekolojik bir özelliğe sahiptir. Mevsimler bir döngü içinde hareket ederken, çiçekler de çiçek açıp ölürler. Ancak bitkilerin pek çoğu önce çiçek açıp çiçeklerini döktükten sonra meyve verirken, lotus meyvesi olgunken çiçek açar. Bu nedenle Budistler, lotusun geçmişin, şimdinin ve geleceğin bir aradalığının bir ifadesi olduğunu düşünmüştür.

Buda her şeyin - geçmiş, şimdi ve gelecek; cennet ve cehennem; uzay ve zaman; zengin ve yoksul; ucuz ve değerli - eşit olduğunu vurgulamıştır. Sukhavati cennetinde geçmiş, şimdi yada gelecek yoktur. Zaman ve uzayın her tür kısıtlamalarını aşma gücüne sahip olan lotus, Saflık ülkesinin çiçeği olmak gibi eşsiz bir fırsatı hak eder.

Farklı Budizm okulları lotusa farklı anlamlar atfederler. Saflık Ülkesi okulu için lotus cennetin simgesiyken, Tiantai okulunun belli başlı sutralarından olan Lotus Sutra'da lotus, insanların aydınlanmayı yakalamasını sağlayacak "gizemli yasa"yı temsil eder.

En eski Budist sutralardan birinde, lotus yapraklarının üstündeki çiğ damlacıkları ve lotus tohumları arzuyla kirlenmemiş hayatı ifade eder. Lotus tohumunun içindeki besleyici beyaz özsuyu, "insanların Budist doğasına" benzetilir. Küçük lotus çanağı ve tohumular, insanın iç dünyası gibi geniş ve sınırsız kabul edilmiştir. Tohumları taşıyan çanak insan ruhuna açılan kapı gibidir.

Ekolojik özelliğinin yanında lotusu özel yapan bir diğer nokta, Hindistan'da ortaya çıkan Budizmin içindeki Brahmanizm, Hinduizm ve Hint folklörünün etkileridir.

Bir sutraya göre, Cennetin kralı bin yapraklı altın bir lotusun üzerinde oturur. Kuşkusuz bu sutra, bir lotus çiçeği üzerinde dünyaya gelen Hindu yaratılış tanrısı Brahman'dan etkilenmiştir.

Budizm Çin'e Wei ve Jin hanedanlıkları döneminde girmiştir. O zamana kadar yalnızca bir besin kaynağı olarak kabul edilen lotus, bir saflık simgesi ve pek çok şiirin konusu haline gelmiştir. Bu kuşkusuz Budistlerin "lotus gibi dünyadan uzak durmak" idealiyle ilintiliydi.

Budizmde en yüksek ideal Buda gibi olmaktır. Kendini dünyasal kaygılardan kurtaran Buda gibi, lotus pislikten çıkar, enfes çiçekler açar. Aynı zamanda Çin sanatında lotus, içinde bedenin ve ruhun temiz kaldığı başlı başına bir saf dünyadır. Buna karşılık Mahayana Budizmi, lotusun yaylalarda değil de, pis bataklıklarda büyüdüğünü vurgular. Kök ve çiçek, kirliliğin ve saflığın arasında farkın bulunmadığı Bir'de kaynaşmıştır.

Song hanedanlığından sonra, lotus simgesi halk kültürü tarafından da benimsendi. Anonim halk sanatı eserlerinde, şişman bebekler ellerinde lotus yaprakları yada çiçekleriyle dans ederken resmedildi. Bu halkın ardarda pek çok erkek çocuğa sahip olma umudunu yansıtıyordu. (Çince "ardarda" anlamına gelen bir im, lotus anlamına gelen imle eşseslidir.) Bu durum lotusun halk arasındaki anlamıyla, dinsel anlamını ayırmayı zorlaştırmıştır. Örneğin, Tang döneminde bir Budist tanrı, elinde bir lotus çiçeği tutan ve gülen bir bebek olarak resmedilmiştir. Evlenmemiş kadınlar için 7. ayın 7. günü düzenlenen bir festivalde, çocuklar şehrin sokaklarında dolaşarak onu canlandırırlar. Bu tanrının, lotusun erkek çocuk doğurmaya yardımcı olduğu düşüncesiyle bir ilgisi olup olmadığını kestirmek güçtür. (SİNELOGİ)

http://www.populerbilgi.com/bitki/biyomimetik_lotus.php

5653
0
0
Yorum Yaz